Bölüm 22

~Elmira~

O kadından haz etmedim işte. Sarp’a her ne kadar güvendiğimi söylesem de o kadına güvenmiyorum. Sarp’ı bir şekilde kandırabilir. Gerçi ne bekliyorum ki? Yıllarca sevdiği ve acısını çektiği kadınla, 4-5 aydır tanıdığı ben. Ayrıca çok hızlı gittik. Doğru düzgün birbirimizi tanımıyoruz bile, benim geçmişte yaptığım şeylerin onda birini bile bilmiyor. Ya o kadın bunları öğrenip benden önce anlatırsa! Eğer anlatmamış olursa, başka bir riskle karşılaşmadan anlatmalıyım…

Of, daha fazla dayanamayacağım sanırım. Yavaşça pencereye yaklaştım ve perde aralığından izlemeye koyuldum. Bahar giderken bir anda kolunu kavradı. Arkası bana dönük olduğu için yüzünü göremiyorum fakat sinirli olduğunu anlayabiliyorum. Bahar Sarp’a telefon gibi bir şey salladı, Sarp almaya çalışınca da geri çekti. Sonra takip et gibisinden bir şey söyledi ama çok net anlayamadım. Dudak okumam o kadar iyi değil. Sarp bir anda arkasını dönünce geri çekildim. Yüzünde inanılmaz bir hayal kırıklığı var. Bir süre bekleyip tekrar bakınca Bahar’ın arkasından gittiğini gördüm. Bunlar nereye gidiyorlar böyle? Salondaki kahverengi modern ikili koltuğa çöktüm ve kendi kendimi yemeye başladım.

-Salak Elmira, salak!

Ne diye kapılırım ki? Durumumu bir öğrense bırak evlenmeyi, hayalini bile kurmaz. Irmak’ı düşündüm, bebeğini düşündüm. Ne kadar şanslı Irmak öyle? Asla bir çocuğum olmayacak. Asla anne olamayacağım. İç çekerek kendimi geriye bıraktım. Geçmişi düşündüm ve bir kez daha annem olacak fahişeye lanet ettim. 15 yaşındayken psikolojik sorunlarımdan dolayı, kadınlık hormonlarım bozulmuştu ve reglden kesilmiştim. Yani 8 yıldır düzenli adet görmüyorum. Sanırım menopoza girmiştim. 5-6 ayda bir ya olurum ya olmam. O da bir iki gün kesik şekilde olur. Bunun nasıl canımı yaktığını bir ben bilirim, birde Allah. Sarp geçmişte olanları öğrenince, psikolojik tedavi gördüğümü ve diğerlerini, eminim benden soğuyacak. Hayat neden bu kadar zor ki? Ya da neden bütün zorluklar benim üzerime geliyor. Evde kaldıkça kafayı yiyeceğimi fark ettim ve yürüyüş yapmaya karar verdim. Üzerimde zaten eşofman var, sadece kulaklığımı ve i-pod’umu almam gerekiyordu…

Göletin oradaki ormana yaklaşık 10 dakikada vardım. Isındıktan sonra normal tempoda koşmaya başladım. Bir süre sonra yorulduğumu fark ettim ve kenardaki seyyar satıcı amcadan bir şişe su istedim.

-Kızım yazık, kendine bu kadar eziyet etme. Derdin neyse çaresi bulunur.

Amcaya ister istemez alaycı bir gülüş attım. Derdimi bilse söylediğinden utanır her halde. Parayı uzattım.

-Benim derdime çare yok amca.

Parayı alıp, çekmecesini karıştırdı ve para üzerini uzatırken babacan bir şekilde elimi tuttu.

-Dermansız dert olmaz, yeter ki aramasını bil. Sen ümidini kesme yeter.

Amcaya bir süre baktım. Para üzerini alıp yürümeye başladım.

Hakikaten, ne kadar oldu artık bir şeyleri ümit etmeyi keseli? En son 12 yaşındayken annemin o adamın elinden kurtarmasını ümit etmiştim. Fakat o sadece saçına fön çekmeye devam etmiş ve ‘Çok ses yapma.’ deyip yanımızdan ayrılmıştı. Önceleri canım çok yanardı aklıma geldikçe fakat artık alıştım. 17 yaşına gelince de amcam -yani Erdal babam- beni o deli hastanesinden çıkarmıştı. Bir kadın daha vardı sanki ama kim olduğunu anımsayamıyorum bir türlü. Mert olmasaydı ben asla ama asla toparlayamazdım bu bir gerçek. Zaten son 4 yılda kendime geldim ben. Ondan önce akvaryum balıklarından farkım yoktu. Evden dışarı çıkmazdım. Konuşmazdım, çok nadir yataktan çıkardım. Tuvalet, yemek haricinde kalkmazdım. Banyo yapmama ise Mert yardım ederdi. Ben şort ve atletimi giyerdim, o da beni yıkardı. Özellikle bacaklarıma değmemeye çalışırdı, bilirdi. Yaşı benden küçüktü fakat bana abi gibi davranmıştı hep.

Spor alanına geldim ve hızla uzanıp saymaya başladım. 27 şınav anca çekebilmiştim. Normalde en az 50 şınav çekebilirim. Çimlere sırt üstü uzanıp biraz soluklandım. Yeterince soluklanınca tekrardan saymaya başladım. 25e gelince telefonum çaldı ve durdum. Numara kayıtlı değildi.

-Efendim?

-Elmira, ben Serhat. Sözümü kesmeden dinle beni.

Sesi oldukça stresli geliyor. Doğrulup yanda ki banka oturdum ve dinlemeye başladım.

-Bahar bir oyun peşinde. Seninkiyle iş birliği yapıyor. Yani Burak’la. Sarpa ulaşamıyorum, olur da Sarp sana sinirlenirse sen sakin kal ve benim sana anlattıklarımı aynen aktar. Neyin peşinde olduklarını bilmiyoruz.

Birden sinirle yumruklarımı sıktım. Anlaşılan Burak dersini henüz almamış. Bir anda aklıma gelen düşünceyle kalbim sıkıştı. Ya Sarpa söylerse? Allah kahretsin. Sakin olmaya çalışarak Serhat’ı onayladım.

-Tamam Serhat sağ ol. Dikkat ederim.

Eğer Burak anlatırsa, Bir daha asla Sarpın yüzüne bakamam. Adımlarımı hızlandırdım ve Sarpların evinin yolunu tuttum. Aynı zamanda düşünüyorum. Elbette bilmeye hakkı var ama bunu, cesaretimi topladığım zaman kendim anlatmak istiyorum. Sarp güzel bir gelecek hak ediyor, güzel bir evlilik ve çocuklar… Sarp’tan çok güzel bir baba olur bence. Çünkü, babasına gösterdiği saygı ve sevgi bunun kanıtı. Annesini de sevdiğini görüyorum ama babasına karşı bir başka. Ben ise babamı 9 yaşındayken kaybettim. Daha kırkı çıkmadan annem o Kemal denilen sadist piçle evlendi. Sonrası benim için tam bir cehennemdi. Cehennemi ölmeden tattım ben. Kaç kere intihara kalkıştım fakat her seferinde bir şekilde kurtuldum ve kalan cehennemimi kat be kat daha fazla yaşadım. Hayatın tekmesini erken yedim, hayat denilen şeyin benim için sadece acı olduğunu öğrendim. Eve geldiğimde kimseleri bulamadım. Kapıyı çalınca karşımda öfke nöbetine tutulmuş bir Sarpla karşı karşıya geldim. İçeri girdim ve konuşmak için ağzımı açtığım anda, deyim yerinde resmen kükredi.

-Sen nasıl bir insansın Elmira? Utanmadın mı seninle kurduğum bu bağı yıkmaya. O kadar yaşadığımız şey sahte miydi?

Ben daha neler olduğunu anlamadım. Ben şaşkınlıkla ne ile suçlandığımı idrak etmeye çalışırken o bir hırsla beni kanepeye itip merdivenleri çıkmaya başladı. Bende arkasından koştum.

-Sarp bak dinle beni! Hepsi Bahar ve Burak’ın oyunu.

Kapattığı kapıyı hızla iterek açtım ve kapıyı kilitledim. Anahtarı elimden almaya çalışırken camdan dışarı fırlattım.

-Elmira diğerlerinden hiçbir farkın yok. Sadece canımı daha fazla yakmadan çık hayatımdan.

Elimi koluna koymak istedim fakat kafasını geri çekti. Hızla elimi ittirdi. Tiksinen bir bakış attı resmen. Ağlamamak için direniyorum, her şey bitti. Her şeyi öğrenmiş işte. Gözlerimi acıyla kapattım. Bir damla göz yaşı düşerken Sarp birden bileklerimden kavrayıp bağırdı.

-Bana timsah göz yaşı dökme.  Bu fotoğraf her boku açıklıyor!

Fotoğrafa baktım ve şaşkınlığım bin kat daha arttı.

-Beni din…

-Neyini dinleyeceğim he, neyini? Burak’la seks fantezilerinizi mi? Bu sabahki arabadaki sevişmenizi mi? Bak bu fotoğrafa, iyi bak.

Yüzümü elleriyle sabitleyince daha fazla dayanmadım ve Sarp’ın elinden kurtulup, onu tüm gücümle ittim. İşte şimdi bende sinirlendim. O yatağın üzerine düşerken ben son hız soyunuyordum. Sarp önce şaşırsa da sonra müdahale etmeye çalıştı.

-Elmira ne yapıyorsun? Giy şu üzerini!

Tişörtümü de attım kenara. Sadece sütyen ve eşofman var. Göz yaşlarımı tutmaya çalışarak eşofmanımı hızla çıkardım. Artık sadece iç çamaşırlarım var üzerimde. Sarp ise şaşkınlıkla bakıyor.

-Evet karşındayım Sarp! Bak ben buyum işte. O aptal fotoğrafta ki kadın da ben değilim!

~Sarp~

Fotoğrafta Elmira çıplak bir şekilde Burak’ın kucağına oturmuş. Burak ise ona sarılmış ve boynunu resmen vakumluyordu. Fotoğrafta bugünün tarihi var. O fotoğrafı görünce kan beynime sıçradı resmen. İlk başta inanmak istemesem de bu kadar gerçekçi bir shop yapamazlar. Mümkünü yok. Birden elimden kurtuldu ve soyunmaya başladı. Ben anın şokuyla tepki veremesem de sonra engel olmaya çalıştım fakat beni geri itti. O soyundukça şaşkınlığım daha da artıyor. Ne yapmaya çalışıyor? En sonunda iç çamaşırlarıyla kalınca nefes alamadığımı hissettim.

-Evet karşındayım Sarp! Bak ben buyum işte. O aptal fotoğrafta ki kadın da ben değilim!

Dediklerine bir anlam veremezken gözlerimi kasıklarından ayıramıyorum. Eğilip yerden fotoğrafı aldı ve bana bir adım attı.

-İnan bana bu fotoğraftaki kadın gibi olabilmeyi o kadar isterdim ki bilemezdin. Bak kadının sırt ve kalçalarına. Görüyor musun ne kadar pürüzsüz? Ama benim öyle değil! Sırtım ve kalçalarım yanık izleriyle dolu. O kadın ben değilim, bunu anlamayacak kadar aptal mısın sen?

Konuşamıyorum, tepki veremiyorum, kısacası nefes bile alamıyorum. Gözümü kasıklarından bir türlü çekemiyorum.

-Bunları sana kim yaptı?

Burnumdan soluyorum, biliyorum hakkım yok ama Elmira’ya bunu yapan şerefsizi bulup gebertecektim. Öncesinde beni oyuna getirdiği için Bahar’a bunu ödeteceğim. Elmira kahkaha atmaya başladı. Dengesi bir anda sarsılmış gibi.  Fotoğrafı attı ve ellerini iki yana doğru açtı. Ona yaklaşmaya çalıştım fakat bana güçlü bir darbe vurdu ve beni sersemletti. Tüm nefretini kusmaya çalışır gibi, ağlayarak ve bağırarak konuşmaya başladı.

-Bu avuçlarım var ya, o it herife mastürbasyon yapmadığım için ceza olarak annemin elinden saç maşasını alıp ellerimle kavrattı. Annem ise sadece maşayı elinden aldığı için kızdı. (Elini kalçalarına doğru götürdü.) Anal seksine engel olduğum ve annem izin vermediği için plastik eritip damlalarını döktü. Annem bana acıdığı için engel olmadı Sarp! Hasta olursam başlarına bela olmayayım diye! (Önünü döndü ve kadınlığını işaret etti.) İşte tam burası, sırf burayı istediği için, ben zorluk çıkarttığım için yapmadığı işkence kalmadı. Ne olduğunu bilmediğim kimyasallarla bana kalıcı izler bıraktı, ömür boyu hatırlayayım diye. Ben daha çocukluğumu yaşayamamışken harap oldum Sarp! Kızlar oyuncaklarıyla oynarken annemin kocası olacak piç her gece üzerimden geçiyordu. Her gece tecavüz ediyordu. İlk tecavüzümü 12 yaşında yaşadım ben. Benim yaşadıklarımı asla bilemezsin. Annenler beni aldıktan sonra o piç bana her gece tecavüz etti. Ben normal değilim Sarp. İğrenç bir insanım.

Yere çöktü ve deli gibi ağlamaya başladı. Kafasını ellerinin arasına almış, titriyor. İstesem şu anda kalkabilirim ama gücüm yok. En az Elmira kadar sarsıldım. Kasığındaki leke gözümden gitmiyor. O gece, hastaneye götürürken çıplaktı fakat benim gözüm bir şey görmüyordu. Tek isteğim Elmira’yı kurtarmaktı. Yavaşça düştüğüm yerden doğruldum ve son bir güçle kalkarak kendimi şoktan kurtardım. Elmira’nın yanına gidip ona sımsıkı sarıldım. Ağlaması daha da şiddetlendi. Beni geri iterek uzaklaştırmaya çalıştı fakat buna engel oldum.

-Elmira özür dilerim. Biliyorum bunun telafisi yok ama ne olursun benden kaçma. Yalvarıyorum sana. İstersen beni öldür ama yanımda kal.

Cevap vermeden ağlamaya devam etti. Yatağın dibinde yere çökmüş vaziyette Elmira’ya sarılarak oturuyorum. Elmira’nın titremeleri yavaşça azalırken düşünüyorum. Elmira nasıl bu kadar güçlü olabilmiş? Nasıl hayata dönmeyi başarabilmiş, kendini nasıl topladı? 12 yaşındaki bir çocuğa nasıl bir yaratığın nefsi kayabilir ki? Aklım almıyor, bunlar nasıl insanlar, hiç mi vicdanları yok? Peki ya annesi? Kızının canı yanarken o ne yapıyordu? Ben üniversitede kız tavlama peşindeyken Elmira ne acılarla mücadele ediyormuş. O Burak piçine de, Bahar kaltağına da hayatı zindan edeceğim. Allah’ım nasıl bir hayat bu, nasıl bir imtihan? Yaklaşık yarım saatlik bir sessiz kalışın ardından Elmira sessizliği bozdu.

-Hayatım boyunca erkeklerden nefret ettim, tiksindim. En çokta kadınlardan. Annem gözünü bile kırpmadı, umurunda olmadım.

Yaptığım şeyin telafisi yoktu ve telafisi olmayan şeylerin izahı gereksizdir. Elmira’ya güvenmemekle büyük bir hata yaptım. Benim yerimde kim olsa aynı şeyi düşünürdü diye üste çıkmaya çalışmayacağım. Çünkü haklı olan bir yanım yok. Tam işler yoluna girdi derken yine bir bok çıktı ve her şeyi mahvetti. Ayağa kalktım ve Elmira’nın eşofmanıyla tişörtünü elime aldım. Eline tutuşturdum.

-Hadi giy şu kıyafetleri doğru düzgün konuşalım.

Kafasını kaldırıp kan çanağına dönmüş gözlerle yüzüme baktı. Bir süre duygusuz ve ifadesizce baktı. Elimden kıyafetleri kaptığı gibi hırsla giyinmeye başladı. Giydikten sonra kapıya yöneldi fakat kilitlediğini unutmuş olmalıydı. Düz bir ifadeyle hareketlerini izliyordum. Sinirle, hiç çekinmeden kapıya bir yumruk attı. Cama yönelince bileğini kavradım.

-Saçmalama Elmira. Otur şuraya, konuşacağız.

Bileğini birden geri çekti ve suratıma tokat attı. Yüzüm hafifçe yana doğru savrulmuştu. Sakin olmaya çalışarak Elmira’ya baktım.

-Bana ne yapacağımı söyleyemezsin! Bir daha asla yanıma yaklaşayım deme, sakın! Artık sen benim için öldün. Sarp diye birisi yok. Sen benim tek umudumdun!

Ona doğru bir adım attım fakat geri çekildi. Kendime bildiğim bütün küfürleri ediyordum. Elmira’ya kendimi nasıl affettireceğim bilmiyorum ama buna neden olanlara ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Çekmecemi çektim ve yedek anahtarı alıp kapının kilidini açtım. Elmira kapıyı hızla açtı ve dışarı çıktı. Şimdi neden peşinden gitmediğimi düşünüyorsunuz, eminim. Şu anda gidersem sadece kavga büyüyecek ve biz birbirimizi daha fazla kırıp dökeceğiz. Biraz zaman vermeliyim diye düşünüyorum. Hala anlattıklarının etkisindeyim. Nasıl bir hayat yaşamış bu kız böyle? Daha doğrusu yaşayabilmiş. İçimde ben öfke ve hüzün patlaması yaşarken, dışarıdan çok sakin göründüğüme emindim. Burak, Bahar kendinize kaçacak delik bulun çünkü sizi kendi elimle cehennem çukurunda boğacağım…