Bölüm 21

Bir süre sonra telefonu cebine attı ve sessizce yürümeye başladık. Elimde sıcak bir el hissedince Elmira’ya baktım ve hiçbir şey olmamış gibi, gayet normal bir şekilde yürümeye devam ettim. Elini sıkıca kavrayınca dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Öylece arabaya kadar yürüdük. Şoför koltuğuna geçtim ve eve doğru sürdüm. Mahşer yeri gibi olan trafikte kudurarak ilerlerken telefonuma mesaj geldi.

-Elmira telefonuma baksana, ceketimin cebinde olacak.

Elmira arka koltuktan ceketimi aldı ve ceplerine bakmaya başladı. Sonunda telefonumu bulunca ekranı açtı fakat şifre var.

-S çiz.

Kilidin açılma sesi kulağıma geldi. Dışından okumaya başladı.

-“Annenler bu gece bizdeler, eğer yakınsanız buraya geçin.” Serhat göndermiş.

-Serhat’ı arayıp hoparlöre versene.

Birkaç sesin ardından yüksek sesle çalmaya başladı telefon. Serhat açar açmaz nerede olduğumu sordu.

-Serhat Yeşilköy tarafındayım ben.

-Oha orada ne işin var? Trafik açıktır inşallah.

Etrafıma baktım ve öfke patlamasını yutup, sakin olmaya çalışarak cevapladım.

-Maç çıkışı, bizim eve giden otobandayım desem.

Serhat bir kahkaha attı. Benim trafikteki halimi bildiği için gülüyor. Elmira’ya trafikteki yüzümü göstermemek için olağan irademi kullanıyorum.

-Sarp kolay gele. Sen en iyisi eve git ben söylerim. Arabayı dağıtmadan eve varabilirsen haberdar et.

Tam hoşça kal diyecektim ki resmen suratıma kapattı. Ben dengesiz diye söylendim.

-Eğer trafikte kullanamıyorsan ben devralabilirim.

-Yok canım daha neler! O kadar kötü bir sürücüye mi benziyorum?

-Serhat arabayı dağıtmadan götürebilirsen deyince.

İstemsiz güldüm. Sen olayı çok yanlış anlamışsın. Neyse Sarp az daha dayan, gerçek yüzünü saklayabilirsin…

-Trafikte biraz sinirlenebiliyorum. Ona taş attı.

Anladım diye mırıldandıktan sonra iç çekti ve dirseğini cama koyup başını eline yasladı. Şuna bak ya gel de sövme! Maksimum 20 dakikada gideceğimiz yolu yarım saattir çeyreğindeyiz… En sonunda dayanamadım ve ara bir sokaktan daldım.

-Sarp nereye?

-Valla ben trafikte kuduruyorum Elmira. Şu an ana avrat sövmemek için kendimi nasıl tutuyorum bilemezsin. Gıdım gıdım gitmektense, hızlı ama uzun gitmeyi tercih ederim.

Gülümsedi ve geriye doğru koltuğu yatırdı.

-Ben biraz uyusam. Gelince uyandırırsın.

-Tamam, sorun değil.

Ceketini katlayıp başının altına koydu ve gözlerini kapattı. Yönümü kaybetmemeye çalışarak ilerledim. Elmira’nın uyuduğunu fark ederek yavaşça durdum ve arka koltuktan ceketime ulaştım. Ceketimi Elmira’nın üzerine örttüm ve yola devam ettim.

Yaklaşık yarım saattir dolaşıyorum ve yolu kaybettim sanırım. O kadar uzun süre olmuş ki bu taraflara gelmeyeli, çok değişmiş her yer. Navigasyon kullanmada sorun yaşayan bir insan olduğum için şu an boşuna kürek çekiyormuşum hissi belirdi. Caddenin kenarında, otobüs durağında üç tane kadın gördüm ve yanlarında durup camı açtım.

-Sana 100 kağıt yakışıklı.

Bir diğeri arkadan bağırmasıyla soruduğuma soracağıma pişman oldum.

-Ben sana beleşe gelirim anam!

Fahişeler… Bilmelerini umarak sordum. Arkadaki trans elemanla, diğer kadını görmezden gelerek sessiz duran kadına yönelik sordum.

-Anayola nereden çıkabilirim?

Fiyat veren kadın arkadan küfür edip bağırdı.

-Harita gibi mi duruyoruz burada? Hadi canım yaylan, kapatma önümüzü. Gel sende buraya.

Bir küfür mırıldanarak bastım gaza. Tiplerinde hayır yoktu zaten. Sessiz duran kadına üzüldüm, eğer ki isteği dışında oradaysan umarım kurtulur… İlerde bir taksi gördüm ve sellektör yaparak durmasını sağladım.

-Selamun aleykum amca, kolay gele.

-Aleykum selam yeğenim, sağolasın.

-Ben buradan Göktürk’e nasıl giderim.

Amca çenesini kaşıdı ve el hareketleriyle tarif etmeye başladı. O arada birkaç hışırtı geldi ama bakmadım.

-Yeğenim bak şimdi. Buradan dümdüz git heykelin oradan sola dön. O sokağı bitir anayola ulaşırsın. Oradan da dümdüz git tabelayı görecen.

-Sağ olasın amca. Hadi hayırlı kazançlar sana.

Amcada bana kornayla karşılık verince camı kapattım. Elmira bir şeyler mırıldandı sanki. Kafamı ona çevirince yarı uyanık bir şekilde gülümsediğini gördüm.

-İşte, senin en çok bu halini seviyorum. İnsanlara üstten bakmıyorsun…

Gözleri tekrar kapandı. Bende gülümseyerek yoluma devam ettim. İnsan insandır, kimsenin kimseden üstünlüğü ya da aşağı kalır yanı yoktur. Bunu herkes bilir yani… Yaklaşık 10 dakika sonra otobandaydım. Biraz açılmış trafik. En azından ilerliyor.

Amcayla konuştuktan sonra yaklaşık yarım saatte eve geldik. Arabayı evin önüne bıraktım ve Elmira’nın bulunduğu kapıyı yavaşça açtım. Elmira’nın emniyet kemerini yavaşça çözdüm ve onu uyandırmamaya çalışarak kucağıma aldım. Korumanın birisi önden gidip kapıyı açmıştı geçmem için.. Ceketi merdivenlerde düşürdüm. Bir kat yukarı çıktım ve Elmira’nın odasının kapısını açtım Elmira’yı yavaşça yatağıma bıraktım.

Doğruldum ve belimi esnettim. Şaka bir yana Elmira gerçekten ağır. 81 boyundaki birine göre gayet normal. Sanırım sporu çok boşladım, en kısa zamanda geri dönmem gerek. Elmira’nın rahatsızca döndüğünü görünce kıyafetleri geldi aklıma. Takım elbisesi var halen, bu kıyafetlerle uykuya dalması bile mucize. Bir yöntem deneyeceğim, bakalım tutacak mı? Elmira’nın şifonyerine yöneldim ve üçüncü çekmeceyi açtım. Neden üçüncüye yöneldim hiçbir fikrim yok. Yanlış çekmece, iç çamaşırları vardı. İlginç hepsi siyahtı, arada bir iki tane beyaz vardı. Bir an kendimi hormonları tavan yapan ergen meraklı ergenler gibi hissettim. Diğerlerine de baktım ama bulamadım. Dolaba yöneldim ve doğru seçim. Raflara yerleştirmiş. Yeşil alt eşofman ve beyaz bir tişört aldım elime. Arkamı döndüğümde bayağı derin bir uykuda gördüm kendisini. Gerçekten çok ilginç bir durum söz konusu. Çünkü normalde çok hafiftir uykusu, nefes alsan uyanır yani. Yanına eğildim ve saçını okşayarak uyanmasını bekledim. Hafifçe gözlerini araladı.

-Hadi kalk eşofmanlarını giy, tekrar uyursun.

Kafasını salladı ve hafifçe doğrulmaya yeltendi. Eşofmanları kucağına bıraktım ve odadan çıktım. O arada kendimi odama girip, üzerimdekileri yırtarcasına çıkarıp pijamalarımı giydim. Karşıdan bir patırtı gelince duraksadım ve sesi dinledim. Devamı gelmeyince endişelendim, acaba uyku sersemi düştü mü? Odasına girdiğimde Üstünü değiştirmiş yattığını gördüm. Sonra da yerdeki telefonuna çarptı gözüm. Bir an kendime engel olamayıp Elmira’nın yanına uzandım ve yüzünü incelerken kendi içimde düşüncelere daldım. Acaba çok mu hızlı gidiyorum, sonuçta daha yeni tanıştık sayılır ama benim kalbim liseli ergenler gibi heyecanla dolup taşıyor. Serotonin patlaması yaşanıyor adeta beynimde. Kalp ise bir muamma. Kalp krizi geçirmekten korkuyorum…

Gözümü açınca etrafıma bakındım ve korkuyla doğruldum. Elmira beni öldürecek! Yanında uyuyakalmışım. Ayağa kalktım ve odada göremeyince kendi odama yöneldim. Belki rahatsız olup benim odama yatmaya gitmiş olabilir. Ah salak kafam! Nasıl böyle bir hataya düşebildim. Odama kapıyı çalıp girdim ama kimse yok. Aşağı indim saate baktım 10.45. Yuh, o kadar olmuş mu? Sevim teyzeler bugün izinliydiler zaten. Ne güzel Elmira’yla baş başa vakit geçirebilirdik. Belki bu süreç içerisinde bazı şeyleri daha net anlayabilirim. Ben o güzel anların hayalini kurarken zil çaldı. Kalktım hızlı adımlarla kapıya yöneldim. Bir hevesle kapıyı açtım fakat beklediğim kişi kesinlikle Bahar değil!

Ben anın şokunu üzerimden atmaya çalışırken o boynuma sarıldı. İlk başta şaşkınlıktan tepki veremedim. Tam o anda Elmira kapıdan girdi. Birden kendime geldim ve Bahar’ı kendimden uzaklaştırdım. Bahar arsız bir gülümseme gönderdi.

-Bir hoş geldin yok mu ?

Elmira meraklı bir ifadeyle bize doğru geliyor. Son anda aklıma gelen bir fikirle, başımın üstünde hayali bir ampul yandı. Bahar’a bir gülümseme gönderdim.

-Hoş geldin.

Bahar’ın sırıtması genişlerken bir adım attım ve kollarımı açtım. Tam bana sarılacaktı ki Elmira’ya sıkıca sarıldım. Geri çekilirken, Elmira’nın yüzündeki kaşları çatık ifade silindi,  yerini hoş bir gülümseme aldı.

-Fırına gidip sıcak simit aldım.

Şeytana bir mesaj vermek amacıyla Elmira’yı arkama aldım ve Baharın karşısına geçtim. Bahar’ın yüzündeki kin ve hırs o kadar barizdi ki, eminim bunu Elmira da fark etti. İfadesini silmeye çalışarak gülümsedi, elini Elmira’ya uzattı.

-Selam Elmira, ben Bahar.

Elmira’nın yüzünü görmek için kafamı çevirdim. Gülümsemesi solmuş gibi oldu fakat kendini toparladı. Elini uzatıp, Baharın uzattığı eli tuttu fakat elini uzatırken titremişti. Daha fazla dayanamayarak araya girdim.

-Ne istediğini bilmiyorum ama buradan gitmen senin için iyi olur.

Kızıla boyamış olduğu uzun saçlarını eliyle savurdu ve bana önceden, her şeye bedel olan gülümsemesini gönderdi. Şimdi ise itici ve tiksindirici görünüyor. Kaldırım fahişeleri gibi gülümsüyor resmen. Mavi gözlerinden o fitneliği buram buram alıyorum.

-Ah tatlım, çok değişmişsin. Seninle konuşmam gerekenler var. Çok önemli.

-Benim yok. Şimdi kaybol.

Elmira’yı kolundan nazikçe kavrayıp içeri çektim. Tam kapıyı kapatacakken:

-Bana attığın mesaj neydi peki?

-Ne mesajı, ne saçmalıyorsun?

Elmira şaşkınlıkla olanları izliyor. Bahar bakışlarını Elmira’ya yöneltti.

-Hayatım bize izin verirsin değil mi? Konuşmamız gereken şeyler var.

Elmira hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor. Elmira zorlukla gülümsedi ve kafasını salladı. Elimi tutup sıktı ve hafifçe yaklaşıp fısıldadı.

-Ben sana kimseye güvenmediğim kadar güveniyorum. O yüzden korkma, git ve yüzleş.

Elimi bıraktı ve kapıyı kapatıp içeri girdi. Her ne kadar sorun yokmuş gibi davransa da, korktuğu açıktı. Kendimi daha fazla tutamayarak Bahar’ın kolunu kavradım ve bağırmamaya çalışarak, dişlerimin arasından konuştum.

-Her ne halt karıştırıyorsan vazgeç. Bu defa hayatıma giremezsin. Bizden uzak dur!

Canının yandığını belirten bir inleme koydu ortaya ama umurumda değildi. Birden sırıttı ve suratına alaycı bir ifade takındı.

-Pekala, Elmira hakkında bildiklerimi merak etmiyor musun?

Birden elim kendiliğinden gevşedi. Kolunu benden kurtararak, zafer dolu bir gülümseme gönderdi. Hayır, inanmayacağım. Elmira hakkında ne biliyor olabilir ki?

-Sen sadece saçmalıyorsun. Şimdi defol buradan.

Tam arkamı dönmüş gidiyordum ki söyledikleriyle olduğum yere çivilendim.

-Seni zavallı! Gerçekten sıcak simit mevzusunu yuttun mu? Bu sabah Burak ile görüşmüş olması umurunda değildir o zaman.

Tam arkasını dönüp gidiyordu ki tekrar kolunu kavradım.

-Sen neler saçmalıyorsun?

Yüzündeki zafer kazanmış ifadesinden her ne kadar nefret etsem de, ne demeye çalıştığını bilmem gerekiyor. Elmira böyle bir şey yapacak hali yok. Hem de o olaydan sonra.

-Bu sabah Elmira’nın nerede olduğunu biliyor musun? Fırın bahane.

Güldüm ve ona inanmadığımı anlatan bir bakış attım.

-Sana inanmıyorum.

Kolunu kurtarıp, telefonunu eline aldı ve bana doğru salladı.

-Peki ya kanıtım varsa?

Tam telefona uzanıyordum ki telefonu geri çekti.

-Beni takip et.

Gitmek ve gitmemek arasında gidip geliyordum. Arkamı dönüp eve doğru baktım fakat Elmira’yı göremedim.

-Geliyor musun, gelmiyor musun?

Gecikme için üzgünüm. Sıkıntılı bir dönem geçirdim ve üstüne finaller ramazan ayı gelince uzunca bir süre aksadı. İyi okumalar :)